HALEP’TEKİ SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN RUS VE ESED REJİMLERİ TARAFINDAN MARUZ KALDIĞI İNSANLIK DIŞI KATLİAMLARA DAİR BİR ÇAĞRI

HALEP’TEKİ SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN RUS VE ESED REJİMLERİ TARAFINDAN MARUZ KALDIĞI İNSANLIK DIŞI KATLİAMLARA DAİR BİR ÇAĞRI

“Kendilerine savaş açılan (müminlere, düşmanlarıyla savaşmaları için) izin verilmiştir. Çünkü onlar (düşmanları tarafından) zulme ve haksızlığa uğramışlardır. Hiç kuşkusuz Allah, yardımıyla onları zafere ulaştırmaya kadirdir.”(Hac, 39) buyuran Allah’a hamdolsun.

Şöyle buyuran Rasûlüne de salat ve selam olsun: “Her kim bir müslümanı, onur ve haysiyetine saldırılan, şerefi ve mahremi çiğnenen bir yerde savunmayıp yüz üstü bırakırsa mutlaka Allah da onu, kendisine yardım edilmesini arzu ettiği bir yerde yüz üstü bırakır. Her kim de bir müslümanı, onur ve haysiyetine saldırılan, şerefi ve mahremi çiğnenen bir yerde savunup desteklerse mutlaka Allah da onu kendisine yardım edilmesini arzu ettiği bir yerde yardımıyla destekler.”(Ahmed, Müsned)

Dünyanın her yerinde bulunan Müslümanların da haberdar olduğu üzere Halep’teki kardeşlerimiz, Ruslara ve Esed rejimine ait uçaklar tarafından korkunç katliamlara maruz bırakılmaktadır. Nitekim Halepliler sadece bugün 150’den fazla hava saldırısına maruz kalmışlardır. Bu saldırılar geride küçük çocukların saçlarını ağartacak derecede feci katliamlar, yıkımlar ve tahribatlar yapmış ve 350 binden fazla Haleplinin kuşatma altında, felaket yaşamalarına neden olmuştur.

Müslüman Âlimler Birliği bu feci durum karşısında şu hususu bir kez daha vurgulamaktadır: Hem hükümetler, hem organizasyonlar, hem halk hem de fert bazında tüm İslam âleminin, Halep’teki mazlum kardeşlerinin kuşatmadan kurtarılması ve onlara gerekli yardımların ulaştırılması için seferber olmaları ve bu uğurda siyasî, hukukî, lojistik ve askerî anlamda her türlü meşru yola başvurmaları gerekmektedir. Bu konuda en büyük görev de Arap ve Müslüman devletlere düşmektedir.

Zira bu devletlerin, Rusya ile Amerika’nın kendi aralarında yaptıkları müzakereler karşısında seyirci kalmaları ve Müslüman halkların kaderini bu ülkelerin insafına ve çıkarlarına terk etmeleri dinen ve ahlaken doğru olmadığı gibi insan onuruna da yakışmaz. Zira söz konusu ülkeler birbirlerinin dostudurlar. Nitekim Suriye ve Halep halkı onların elinde, kurtlar sofrasındaki kuzudan bile daha kötü duruma gelmiştir. Bu nedenle Türkiye, Suudî Arabistan, Katar ve diğer ülkelerin bu yaralı mazlumların kurtarılması için bir an önce harekete geçmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde endişemiz odur ki bu zalim devletlerin bir sonraki kurbanları diğer Müslüman ülkeler olacaktır.

Diğer taraftan Müslüman Alimler Birliği olarak tüm Müslümanlara bu sıkıntıların sona ermesi ve Suriye topraklarındaki kardeşlerimizin maruz kaldığı zulmün son bulması için Allah Teala’ya yakarıp dua etmelerini tavsiye ediyoruz. 
Suriye’deki kardeşlerimize de sabredip sebat göstermelerini tavsiye ediyoruz. Çünkü zafer, sabırladır. Sıkıntıların en yoğun olduğu zaman da kurtuluşun en yakın olduğu zamandır. Ve hiç şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır!

Müslüman Âlimler Birliği Yüksek Konseyi
22 Zilhicce 1437 h. / 23 Eylül 2016 m. Cuma